5510 Sayılı Kanun ve İkincil Mevzuat Işığında Sigortalılık Statüleri, Denetim Stratejileri ve 2025 Yılı Perspektifinde Hukuki-Mali Yaptırımlar: Kapsamlı Bir İnceleme
Table of Contents
5510 Sayılı Kanun ve İkincil Mevzuat Işığında Sigortalılık Statüleri, Denetim Stratejileri ve 2025 Yılı Perspektifinde Hukuki-Mali Yaptırımlar: Kapsamlı Bir İnceleme
Sosyal güvenlik sistemleri, modern refah devletlerinin en karmaşık ve dinamik yapılarından birini teşkil eder. Bireyin doğumundan ölümüne, hatta ölümünden sonra hak sahiplerine kadar uzanan geniş bir zaman diliminde koruyucu bir şemsiye işlevi gören bu sistem, Türkiye’de 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile yeknesak bir yapıya kavuşturulmuştur. Ancak, bu yeknesaklık, uygulamanın basit olduğu anlamına gelmemektedir. Aksine, sigortalılık statülerinin belirlenmesindeki teknik detaylar, “fiili çalışma” karinesine dayalı denetim mekanizmaları, sahte sigortalılıkla mücadele stratejileri ve her yıl yenilenen mali parametreler, konunun derinlemesine analiz edilmesini zorunlu kılmaktadır.
Bu rapor, 5510 sayılı Kanun’un temel dinamiklerini, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) denetim felsefesini şekillendiren genelgeleri (özellikle sahte sigortalılıkla mücadele ekseninde 2021/27 sayılı Genelge), 2025 yılı projeksiyonları ışığında mali yükümlülükleri ve çalışma hayatının spesifik alanlarındaki (ev hizmetleri, uzaktan çalışma vb.) uygulamaları, akademik bir derinlik ve profesyonel bir bakış açısıyla ele almaktadır. Raporun temel amacı, mevzuatın lafzını ve ruhunu analiz ederek, işverenler, sigortalılar ve hukuk profesyonelleri için kapsamlı bir başvuru kaynağı oluşturmaktır.
1. Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Sigortalılık Statüleri ve Temel İlkeler
5510 sayılı Kanun, önceki parçalı yapıyı (SSK, Bağ-Kur, Emekli Sandığı) tek bir çatı altında toplarken, sigortalılık statülerini çalışma ilişkisinin hukuki niteliğine göre yeniden tanımlamıştır. Bu tanımlamalar, sadece prim ödeme yükümlülüğünü değil, aynı zamanda emeklilik şartlarını, sağlık haklarını ve iş kazası gibi risklere karşı koruma kapsamını belirleyen temel parametrelerdir.
1.1. Sigortalılık Kavramı ve Kapsamı
Sosyal güvenlik hukukunda “sigortalı” kavramı, kısa ve/veya uzun vadeli sigorta kolları bakımından adına prim ödenmesi gereken veya kendi adına prim ödemesi gereken kişiyi ifade eder.1 Sigortalılık, kişilerin iradesine bırakılmış bir tercih değil, kanunla belirlenen şartların oluşmasıyla kendiliğinden doğan bir statüdür. 5510 sayılı Kanun’un 92. maddesi gereği, sigortalılık zorunludur ve bu haktan feragat edilemez veya bu yükümlülük devredilemez.2
Kanun, sigortalıları çalışma biçimlerine göre üç ana kategoride (4/a, 4/b, 4/c) sınıflandırmıştır. Ancak bu sınıflandırmanın ötesinde, sigortalılığın doğumu için “fiili çalışma” olgusunun gerçekleşmesi esastır. Kayıtlarda sigortalı olarak görünmek, eğer eylemli bir çalışmaya dayanmıyorsa, hukuk dünyasında bir sonuç doğurmaz ve “sahte sigortalılık” olarak adlandırılan usulsüzlük durumunu ortaya çıkarır.
1.2. 4/a Statüsü: Hizmet Akdine Dayalı Çalışma
Eski adıyla SSK’lı olarak bilinen bu grup, 5510 sayılı Kanun’un 4. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi kapsamında değerlendirilir. Bir veya birden fazla işveren tarafından hizmet akdiyle çalıştırılanlar bu statüdedir. Hizmet akdinin temel unsurları; iş görme, ücret ve bağımlılıktır. İşçinin, işverenin organizasyonu altında, onun emir ve talimatlarına uyarak iş görme edimini yerine getirmesi, 4/a statüsünün belirleyici özelliğidir.1
Bu statüde dikkat edilmesi gereken en önemli husus, “işyeri” kavramıdır. İşyeri, sigortalının işini yaptığı yerin ötesinde, işverenin işin yürütümü için gerekli olan eklentiler ve araçları da kapsayan bir organizasyonel bütündür. Dolayısıyla sigortalılık, sadece fiziksel olarak dört duvar arasında çalışmayı değil, işverenin otoritesi altındaki tüm alanlardaki (örneğin saha çalışması) faaliyetleri kapsar.
1.3. 4/b Statüsü: Bağımsız Çalışanlar
Eski Bağ-Kur sisteminin karşılığı olan 4/b statüsü, kendi nam ve hesabına bağımsız çalışanları kapsar. Bu grup, işveren otoritesine tabi olmadan, kendi ekonomik riskini üstlenerek faaliyet gösteren kişilerden oluşur. 5510 sayılı Kanun, 4/b kapsamına girenleri şu şekilde detaylandırmıştır:
- Ticari Kazanç Sahipleri: Ticari kazanç veya serbest meslek kazancı nedeniyle gerçek veya basit usulde gelir vergisi mükellefi olanlar.3
- Şirket Ortakları: Anonim şirketlerin yönetim kurulu üyesi olan ortakları, sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin komandite ortakları, limited şirketlerin tüm ortakları ve diğer şahıs şirketlerinin ortakları bu kapsamdadır. Önemli bir ayrım olarak, 01.10.2008 tarihinden sonra anonim şirketlerin kurucu ortakları (yönetim kurulu üyesi değillerse) zorunlu sigortalılık kapsamından çıkarılmıştır.3
- Esnaf ve Sanatkârlar: Gelir vergisinden muaf olup, esnaf ve sanatkâr siciline kayıtlı olanlar da 4/b kapsamında sigortalı sayılır. Ancak bunların aylık gelirlerinin asgari ücretin belirli bir oranının üzerinde olması şartı aranabilmektedir.
- Muhtarlar: Köy ve mahalle muhtarları, seçildikleri tarih itibarıyla 4/b kapsamında sigortalı sayılırlar.3
- Tarımsal Faaliyet Sahipleri: Kendi mülkünde veya kiraladığı arazide tarımsal faaliyet yürüten ve ziraat odalarına kayıtlı olan çiftçiler de (Tarım Bağ-Kur) bu statüdedir.3
1.4. Sigortalılık Statülerinin Çakışması ve Üstünlük İlkesi
Çalışma hayatının karmaşıklaşmasıyla birlikte, bir kişinin aynı anda birden fazla statüye tabi olabileceği durumlar ortaya çıkmaktadır. Örneğin, bir limited şirket ortağının (4/b), aynı zamanda başka bir şirkette işçi (4/a) olarak çalışması mümkündür. 5510 sayılı Kanun’un 53. maddesi, bu tür çakışmalarda hangi statünün esas alınacağını “üstünlük ilkesi” çerçevesinde düzenlemiştir.
Genel kural olarak, 4/a (hizmet akdi) ile 4/b (bağımsız çalışma) statülerinin çakışması durumunda, 4/a statüsü esas alınır. Yani kişi, kendi işyeri dışında başka bir işyerinde hizmet akdiyle çalışıyorsa, öncelikle 4/a kapsamında sigortalı sayılır ve 4/b prim ödeme yükümlülüğü durur.1 Ancak bu kuralın işlemesi için 4/a kapsamındaki çalışmanın muvazaalı değil, fiili ve gerçek olması şarttır. Kendi şirketinde (ortağı olduğu şirkette) 4/a’lı olarak bildirilmek ise yasaktır; kişi kendi şirketinde ancak 4/b statüsünde olabilir.
1.5. Sigortalı Sayılmayanlar ve İstisnalar
Kanun, bazı çalışma biçimlerini sigortalılık kapsamı dışında tutmuştur. Bu istisnalar, genellikle ekonomik faaliyetin niteliği, aile birliği veya çalışmanın geçiciliği ile ilgilidir.
- İşverenin Ücretsiz Çalışan Eşi: 5510 sayılı Kanun’un 6. maddesi uyarınca, işverenin işyerinde ücretsiz çalışan eşi sigortalı sayılmaz.1 Bu düzenleme, aile ekonomisinin birliği ve Medeni Kanun’dan doğan yardım yükümlülüğü çerçevesinde değerlendirilir. Ancak, eşe ücret ödenmesi ve bunun bordro ile belgelendirilmesi durumunda sigortalılık zorunlu hale gelir.4 Anayasa Mahkemesi kararlarına konu olan bu madde, ücretsiz çalışmanın kanıtlanması halinde sigortalılığı engellemektedir.
- Ev Hizmetlerinde Kısa Süreli Çalışma: Ev hizmetlerinde ayda 10 günden az çalışanlar, tam sigortalılık (4/a) kapsamı dışındadır (Detaylar “Ev Hizmetleri” bölümünde incelenecektir).
- Düşük Gelirli Esnaf: Gelir vergisinden muaf olup, aylık geliri asgari ücretin altında kalan ve bunu belgeleyen kişiler, talep etmeleri halinde sigortalılık kapsamı dışında tutulabilir.1
2. Denetim Stratejileri ve Sahte Sigortalılıkla Mücadele
Sosyal güvenlik sisteminin finansal sürdürülebilirliğini tehdit eden en büyük risklerden biri “sahte sigortalılık”tır. SGK, teknolojinin imkanlarını kullanarak denetim stratejilerini “reaktif” (şikayet üzerine) yapıdan “proaktif” (risk odaklı analiz) yapıya dönüştürmüştür. Bu dönüşümün en somut hukuki dayanağı, sahte işyeri ve sigortalılık işlemlerini düzenleyen genelgelerdir.
2.1. Sahte Sigortalılık Tipolojileri
Sahte sigortalılık, temelde “fiili çalışma” olgusunun gerçekleşmemesine rağmen Kurum’a bildirim yapılmasıdır. Bu durum iki ana başlıkta incelenir:
- Sahte İşyeri (Paravan/Tabela Şirketler): Gerçekte hiçbir ticari veya sınai faaliyeti bulunmayan, sadece sahte sigortalı bildirimi yapmak amacıyla kurulmuş yerlerdir. Genellikle boş dükkanlar, arsalar veya hayali adresler üzerine tescil edilirler. Amaç, kişilere para karşılığında sigorta primi kazandırmak, sağlık hizmetlerinden yararlandırmak veya emeklilik hakkı elde etmelerini sağlamaktır.5
- Sahte Sigortalı (Hatır Sigortalılığı): İşyeri gerçektir ve faaldir, ancak bildirimi yapılan kişi o işyerinde çalışmamaktadır. İşveren, bir yakınını, akrabasını veya tanıdığını, primlerini kendisinin ödemesi şartıyla sigortalı gösterebilir. Bu durum, özellikle emeklilik için gün sayısına ihtiyacı olanlar veya hamilelik nedeniyle analık ödeneği almak isteyenler arasında yaygındır.6
2.2. Denetim Kodları: S, Ş ve K Kodları
SGK, işyerlerini risk analizine tabi tutarak belirli kodlarla sınıflandırmaktadır. 2021/27 sayılı Genelge ile bu kodlama sistemi standardize edilmiştir 7:
- Şüpheli İşyeri (Ş Kodu): Kurumun veri tabanındaki algoritmalar tarafından tespit edilen anomaliler (örneğin; cirosu düşük bir şirketin aniden yüzlerce işçi bildirmesi, işçilerin sürekli giriş-çıkış yapması, geçmişte sahte işyeri kuran kişilerle ortaklık ilişkisi vb.) işyerinin otomatik olarak “Ş” koduyla işaretlenmesine neden olur.
- Kontrollü İşyeri (K Kodu): “Ş” kodundaki işyerleri hakkında denetim süreci başladığında veya risk skoru belirli bir eşiği aştığında statü “K” koduna dönüşür. Bu kod, işyerinin “karantina” altına alındığı anlamına gelir. Bu işyerinden yapılan bildirimler geçici olarak kabul edilse de, hizmet süreleri “şüpheli” olarak işaretlenir ve denetim sonuçlanana kadar bu hizmetler üzerinden aylık bağlanmaz veya sağlık aktivasyonu yapılmaz.7
- Sahte İşyeri (S Kodu): Denetim sonucunda işyerinin tamamen sahte olduğu (tabela işyeri) tespit edilirse “S” kodu verilir.
2.3. Denetim Sonuçları ve Kodların Kaldırılması
Denetim süreci sonunda hazırlanan rapor, işyerinin kaderini belirler:
- Sahte Değil (SD): İşyerinin ve çalışanların gerçek olduğu tespit edilirse, “K” kodu kaldırılarak işyeri “SD” (Sahte Değil) olarak kodlanır ve işlemler normale döner.8
- Sahte Sigortalı Bildirmiş (SB): İşyeri gerçek ve faal bir ticarethane olabilir, ancak denetimde bazı çalışanların (örneğin 50 çalışandan 3’ünün) fiilen çalışmadığı tespit edilirse, işyerine “SB” kodu verilir. Bu kod, işyerinin “sabıkalı” olduğu anlamına gelir. Sahte olduğu tespit edilen kişilerin sigortalılığı iptal edilirken, gerçek çalışanların hakları korunur.7
2.4. Sahte Sigortalılığın Hukuki ve Mali Sonuçları
Sahte sigortalılığın tespiti, hem işveren hem de sahte sigortalı için yıkıcı sonuçlar doğurur:
- Hizmetlerin İptali: Sahte sigortalılık süresince bildirilen tüm prim günleri silinir.
- Emekliliğin İptali: Kişi bu sahte hizmetlerle emekli olmuşsa, emekliliği derhal iptal edilir. Ödenmiş olan tüm emekli maaşları ve ikramiyeler, yasal faiziyle birlikte geri istenir.9
- Sağlık Harcamalarının Rücuu: Kişinin ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin sahte sigortalılık döneminde SGK üzerinden aldıkları tüm sağlık hizmetleri (doktor, ilaç, ameliyat vb.) hesaplanarak faiziyle tahsil edilir.6
- İdari Para Cezaları: Asgari ücret endeksli ağır para cezaları uygulanır (Detaylar Mali Yaptırımlar bölümünde).
- Cezai Kovuşturma: SGK, sahte bildirim yapan işveren, sahte sigortalı ve varsa buna aracılık eden muhasebeci hakkında Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunur. Fiil, TCK 204 (Resmi Belgede Sahtecilik), TCK 206 (Yalan Beyan) ve TCK 158 (Nitelikli Dolandırıcılık) kapsamında değerlendirilir. Özellikle mali müşavirler hakkında disiplin soruşturması başlatılır.6
3. 2025 Yılı Perspektifinde Mali Yükümlülükler ve İdari Para Cezaları
Sosyal güvenlik mevzuatına aykırılıkların yaptırımı olan idari para cezaları (İPC), her yıl belirlenen brüt asgari ücrete endekslidir. 2025 yılı için belirlenen asgari ücret artışı, bu cezaların da rekor seviyelere ulaşmasına neden olmuştur.
3.1. 2025 Asgari Ücret ve İşveren Maliyeti Analizi
2025 yılı için geçerli olan brüt asgari ücretin 26.005,50 TL olarak belirlenmesi, tüm SGK parametrelerini doğrudan etkilemiştir.10
İşveren maliyeti şu şekilde şekillenmektedir:
- Brüt Asgari Ücret: 26.005,50 TL
- SGK Primi İşveren Payı (%15.5 – 5 Puanlık İndirimle): 4.030,85 TL
- İşsizlik Sigortası İşveren Payı (%2): 520,11 TL
- Toplam İşveren Maliyeti: 30.556,46 TL.10
- (Not: 5 puanlık Hazine teşviki şartlarını sağlamayan işverenler için prim oranı %20.5 olup, maliyet yaklaşık 31.856 TL’ye çıkmaktadır.)
Bu artış, sigortasız işçi çalıştırmanın “risk maliyetini” de artırmıştır.
3.2. Sigortasız İşçi Çalıştırmanın Maliyeti (İdari Para Cezaları)
Bir işyerinde sigortasız işçi çalıştırıldığının SGK denetmenleri veya mahkeme kararıyla tespiti halinde uygulanacak cezalar, 5510 sayılı Kanun’un 102. maddesi gereği hesaplanır. Aşağıdaki tablo, 2025 yılı verilerine göre tahmini ceza tutarlarını göstermektedir:
| İhlal Türü | Yasal Dayanak | Hesaplama Yöntemi | Ceza Tutarı (2025 – Tahmini) |
| Sigortalı İşe Giriş Bildirgesinin Verilmemesi | 102/a | Asgari Ücret x 2 (Her işçi için) | 52.011 TL |
| Aylık Prim ve Hizmet Belgesinin (MUHSGK) Verilmemesi | 102/c | Asgari Ücret x 2 (Her ay için) | 52.011 TL |
| İşyeri Kayıtlarının Geçersiz Sayılması / İbraz Edilmemesi | 102/e | Asgari Ücret x 12 (Bilanço esası) | 312.066 TL |
| Toplam Risk (1 İşçi – 1 Ay İçin) | – | Giriş + Aylık Bildirge | ~104.022 TL |
Bu tablo, sadece bir işçinin bir ay sigortasız çalıştırılmasının maliyetidir. Eğer sigortasızlık süresi 6 ay veya 1 yıl ise, her ay için ayrı ayrı Aylık Prim ve Hizmet Belgesi cezası (52.011 TL) eklenecektir.11 Ayrıca, bu cezaların yanı sıra geriye dönük primler gecikme faiziyle tahsil edilir ve işyerinin tüm teşvikleri (asgari ücret desteği, 5 puanlık indirim vb.) iptal edilir.
3.3. Yabancı Kaçak İşçi Çalıştırma Cezaları
6735 sayılı Uluslararası İşgücü Kanunu, izinsiz yabancı çalıştırmayı ayrı bir rejimle cezalandırmaktadır. 2025 yılı yeniden değerleme oranları ile bu cezalar da artırılmıştır:
- İzinsiz Yabancı Çalıştıran İşveren: Her bir yabancı işçi için 56.752 TL ile 81.683 TL arasında değişen tutarlarda ceza uygulanmaktadır.13
- İzinsiz Çalışan Yabancı (Bağımlı): Bir işverene bağlı çalışan yabancıya 22.688 TL ile 32.654 TL arasında ceza kesilir.
- İzinsiz Çalışan Yabancı (Bağımsız): Kendi adına çalışan yabancıya 45.406 TL ile 65.352 TL arasında ceza uygulanır.13
- Tekerrür durumunda bu cezalar bir kat artırılarak uygulanır. Ayrıca işveren, yabancının sınır dışı edilme masraflarını karşılamakla yükümlüdür.
4. Sektörel Uygulamalar ve Özel İstihdam Modelleri
Mevzuat, her çalışma biçimini aynı potada eritmek yerine, sektörlerin doğasına uygun özel düzenlemeler getirmiştir. Bu istisnalar, işverenler için hem bir kolaylık hem de usul hatası yapıldığında bir tuzak niteliği taşıyabilir.
4.1. Ev Hizmetlerinde Çalışma (Ek 9. Madde Rejimi)
5510 sayılı Kanun’a eklenen Ek 9. madde, ev hizmetlerinde (temizlik, çocuk bakımı, hasta bakımı) çalışanların sigortalılığında “10 gün” sınırını getirerek devrim niteliğinde bir ayrım yapmıştır.15
4.1.1. Ayda 10 Günden Az Çalışanlar
Eğer bir kişi, aynı evde ayda 10 günden az çalışıyorsa (örneğin haftada 1 gün temizliğe gidiyorsa), işveren sadece İş Kazası ve Meslek Hastalığı primi öder.
- Prim Oranı: Günlük brüt asgari ücretin %2’sidir.
- Başvuru: “Ev Hizmetlerinde 10 Günden Az Çalıştırılacaklara İlişkin Başvuru Formu” ile veya SMS yoluyla yapılabilir.
- Emeklilik: Bu statü kişiye emeklilik (uzun vadeli sigorta) hakkı sağlamaz. Kişi isterse, primlerini dışarıdan kendisi ödeyerek emeklilik hakkı kazanabilir.
- Yasak: Yabancı uyruklular bu kapsamda (10 günden az) çalıştırılamaz. Yabancı bir bakıcı çalıştıran, ayda 1 gün bile çalıştırsa, 30 gün üzerinden tam prim ödemek zorundadır.15
4.1.2. Ayda 10 Gün ve Daha Fazla Çalışanlar
Ayda 10 gün veya daha fazla çalışanlar, 4/a (SSK) statüsünde tam sigortalı sayılır.
- Kapsam: Emeklilik, sağlık ve işsizlik sigortası primlerinin tamamı ödenir (Asgari ücretin %37.5’i).
- Kolay İşverenlik: İşverenler, aylık bildirge verme yükümlülüğünden muaf tutulmuştur. “Ev Hizmetlerinde 10 Gün ve Daha Fazla Çalıştırılacaklara İlişkin Bildirge” bir kere verilir ve primler her ay otomatik tahakkuk eder.16
4.2. İşe Giriş Bildirgesinde Sektörel İstisnalar
Genel kural olarak sigortalı işe giriş bildirgesi, işçi çalışmaya başlamadan en geç bir gün önce verilmelidir. Ancak bazı sektörlerde anlık işgücü ihtiyacı nedeniyle bu kural esnetilmiştir:
- İnşaat İşyerleri: İşçinin işe başladığı gün bildirge verilirse, süresinde verilmiş sayılır.
- Balıkçılık ve Tarım: Bu sektörlerde de işe başlama günü bildirim yapılması mümkündür.17Bu istisna, özellikle iş kazaları açısından kritiktir. İnşaatta sabah işe giren ve öğleden sonra kaza geçiren bir işçi için, kaza anından sonra bile (gün bitmeden) giriş bildirgesi verilirse, işveren bildirge cezası almaz ve kaza sigorta kapsamında değerlendirilir. Ancak diğer sektörlerde (örneğin tekstil, mağazacılık) işe başladığı gün bildirim yapılırsa, bildirge “geç verilmiş” sayılır ve asgari ücret tutarında ceza uygulanır.
4.3. Uzaktan Çalışma (Tele-Çalışma) ve Fiili Çalışma
Pandemi sonrası yaygınlaşan uzaktan çalışma modeli, “fiili çalışma” denetimlerinde yeni tartışmaları beraberinde getirmiştir. İş Kanunu’nun 14. maddesi uzaktan çalışmayı yasal zemine oturtmuştur.19 SGK denetimlerinde, uzaktan çalışanın evde olup olmadığı değil, iş üretip üretmediği (elektronik izler, e-postalar, log kayıtları) ve işverenle arasındaki bağımlılık unsuru sorgulanır. Yargıtay kararları, uzaktan çalışanın da iş kazası geçirebileceğini (örneğin mesai saatinde evde düşmesi) kabul etmekte ve işverenin gözetim borcunun devam ettiğini vurgulamaktadır.20
5. Sağlık, Emeklilik ve Ödenek Haklarına Erişim Mekanizmaları
Sigortalılık, sadece devlete prim ödemek değil, karşılığında anayasal bir hak olan sosyal güvenlik şemsiyesinden yararlanmaktır. Bu haklara erişim, matematiksel kesinlikte kurallara bağlanmıştır.
5.1. Genel Sağlık Sigortası (GSS) Aktivasyonu
Sigortalının ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin (eş, çocuk, ana-baba) sağlık hizmetlerinden yararlanabilmesi için temel şartlar şunlardır:
- 30 Gün Kuralı: Sigortalının sağlık hizmeti alabilmesi için, son 1 yıl içinde en az 30 gün prim ödeme gün sayısının bulunması gerekir.21
- İşten Ayrılış Sonrası Hak (10+90 Kuralı): İşten ayrılan bir sigortalı, sigortalılık niteliğini yitirdiği tarihten itibaren 10 gün daha sağlıktan yararlanır. Eğer işten ayrıldığı tarihten geriye dönük 1 yıl içinde 90 gün primi varsa, bu 10 güne 90 gün daha eklenir. Böylece kişi, işten çıktıktan sonra toplam 100 gün boyunca kendisi ve ailesi için sağlık hizmeti almaya devam eder.22 Bu süre dolduğunda, eğer yeni bir işe girmezse GSS primini kendisi ödemek zorundadır.
5.2. Geçici İş Göremezlik Ödeneği (Rapor Parası)
Hastalık, iş kazası veya analık durumlarında gelir kaybını telafi eden bu ödenek için farklı şartlar aranır:
- İş Kazası ve Meslek Hastalığı: Herhangi bir prim gün şartı yoktur. Sigortalı olduğu ilk gün kaza geçirse bile ödenek alır.
- Hastalık: İstirahat raporunun başladığı tarihten önceki 1 yıl içinde en az 90 gün kısa vadeli sigorta primi bildirilmiş olmalıdır.24
- Ödenek Tutarı:
- Ayakta Tedavi: Günlük prime esas kazancın 2/3’ü (yaklaşık %66).
- Yatarak Tedavi: Günlük prime esas kazancın 1/2’si (yaklaşık %50).
- Önemli Detay: Hastalık raporlarında (iş kazası hariç) ilk 2 gün için SGK ödeme yapmaz, ödeme 3. günden itibaren başlar.26
5.3. Emeklilik Şartları: Malullük ve Yaşlılık
Emeklilik sistemi, riskin gerçekleşme biçimine göre iki ana yola ayrılır:
- Malullük Aylığı: Çalışma gücünün veya meslekte kazanma gücünün en az %60‘ını kaybettiği Sağlık Kurulu raporuyla tespit edilenler malul sayılır.
- Şartlar: En az 10 yıl sigortalılık süresi ve 1800 gün prim.
- Bakıma Muhtaçlık İstisnası: Eğer sigortalı “başkasının bakımına muhtaç” derecede ağır malul ise (örneğin iki gözün görmemesi, ağır felç), 10 yıllık süre şartı aranmaz, sadece 1800 gün prim yeterlidir.27
- Yaşlılık Aylığı (Normal Emeklilik): İlk defa 01.05.2008 tarihinden sonra sigortalı olanlar (5510 sayılı Kanun’un tam yürürlüğe girdiği dönem) için şartlar ağırlaştırılmıştır:
- Prim Günü: 4/a (SSK) için 7200 gün, 4/b (Bağ-Kur) ve 4/c (Emekli Sandığı) için 9000 gün.
- Yaş: Kadınlarda 58, erkeklerde 60 yaştır. Ancak bu yaş hadleri 2036 yılından itibaren kademeli olarak artarak 2048 yılında her iki cinsiyet için de 65 yaşa eşitlenecektir.1
6. Hukuki Koruma Yolları: İtiraz ve Yargı Süreci
İşverenler ve sigortalılar, SGK’nın tesis ettiği işlemlere (idari para cezası, prim borcu, sahte sigortalılık tespiti) karşı hukuk devleti ilkeleri gereği itiraz ve dava hakkına sahiptir. Ancak bu hakların kullanımı, kesin hak düşürücü sürelere bağlanmıştır.30
6.1. İdari İtiraz Süreci
Kendisine idari para cezası (İPC) tebliğ edilen bir işveren;
- Tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde, cezayı gönderen Sosyal Güvenlik Ünitesine bağlı İdari Para Cezası İtiraz Komisyonuna itiraz edebilir.
- Peşin Ödeme İndirimi: Aynı 15 günlük süre içinde ceza ödenirse, %25 oranında peşin ödeme indirimi uygulanır. İndirimli ödeme yapmak, itiraz veya dava hakkını ortadan kaldırmaz. İşveren önce indirimli ödeyip, sonra itiraz ederek haklı çıkarsa parasını geri alabilir.31
- Komisyon, itirazı en geç 30 gün içinde karara bağlar.
6.2. Yargı Yolu
İdari itirazın reddedilmesi durumunda yargı yolu açılır:
- İdari Para Cezaları İçin: Kararın tebliğinden itibaren 30 gün içinde İdare Mahkemesine başvurulmalıdır.
- Prim Borçları ve Sahte Sigortalılık Tespiti İçin: Prim tahakkukuna veya sigortalılık iptaline ilişkin uyuşmazlıklarda yetkili merci İş Mahkemeleri‘dir.
- Zamanaşımı: SGK’nın prim alacaklarında zamanaşımı süresi 10 yıldır. Kurum, 10 yıl geriye dönük inceleme yapabilir ve ceza kesebilir.30
6.3. Sahte Sigortalılık İtirazlarında Delil Durumu
Sahte sigortalılık nedeniyle emekliliği iptal edilen veya ceza alan kişiler, İş Mahkemesinde “Hizmet Tespiti” veya “Kurum İşleminin İptali” davası açabilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun yerleşik içtihatlarına göre, sadece SGK denetmeninin raporu “kesin delil” sayılmaz. Mahkeme, fiili çalışmayı kanıtlayan diğer unsurları (tanık ifadeleri, işyeri komşularının beyanları, maaş ödeme dekontları, GSM baz istasyonu sinyalleri, işyeri kamera kayıtları) da dikkate alarak karar vermelidir.32 Bu nedenle, itiraz dilekçelerinde “eksik inceleme” yapıldığı iddiası ve somut delillerin sunulması hayati önem taşır.
Sonuç
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, Türkiye’nin sosyal güvenlik mimarisini modernize ederken, kayıt dışılıkla mücadeleyi merkeze alan katı bir denetim ve yaptırım rejimi getirmiştir. 2025 yılı projeksiyonları, artan asgari ücretle birlikte bu yaptırımların mali boyutunun işletmelerin sürdürülebilirliğini tehdit edecek seviyelere ulaştığını göstermektedir.
Bu raporda detaylandırıldığı üzere, sigortalılık sadece bir “bildirim” işlemi değil, “fiili çalışma” olgusuna dayanan hukuki bir statüdür. Sahte sigortalılık (tabela işyerleri veya hatır sigortalılığı) girişimleri, SGK’nın gelişmiş veri analitiği (K, Ş, S kodlamaları) sayesinde büyük oranda tespit edilmekte ve sonuçları (emeklilik iptali, ağır para cezaları, hapis tehdidi) telafisi imkansız zararlar doğurmaktadır.
İşverenler açısından; ev hizmetlerinden inşaat sektörüne kadar her alanda sektörel istisnalara (Ek 9, aynı gün giriş vb.) hakim olmak, yasal sürelere (bildirim, itiraz) riayet etmek ve çalışma ilişkilerini (uzaktan çalışma sözleşmeleri vb.) hukuki zeminde belgelemek, sadece yasal bir zorunluluk değil, aynı zamanda en etkili risk yönetimi stratejisidir.
4a Sigortalılık 2025 SGK Cezaları 5510 Sayılı Kanun Aktif İşgücü Hizmetleri Bağ-Kur Denetim Kodları Doğal Dil İşleme Emeklilik Şartları Ev Hizmetlerinde Sigortalılık Fiili Çalışma genelde Genel Sağlık Sigortası GSS Hukuk Bürosu Otomasyonu Hukuki Erişilebilirlik hızlı vergi sorgulama KVKK Uyum Rehberi Kısa Çalışma Ödeneği Malulen Emeklilik Meslek Hastalığı mevzuat mevzuatgpt mevzuat nedir online vergi sorgulama Sahte Sigortalılık Sahte İşyeri SGK Sigortalılık Şartları Sigorta Primleri sosyal güvenlik Sosyal Güvenlik Kurumu tebligat kanunu Türkiye İş Kurumu Ulusal Yapay Zeka Stratejisi Uzaktan Çalışma vergi borcu sorgulama vergi dairesi hizmeti vergi sorgulama nasıl yapılır vergi ödeme yöntemleri Yerli Dil Modelleri Üretken Yapay Zeka İdari Para Cezaları İş Hukuku İş Kazası Şüpheli İşyeri
- Türkiye’nin İklim Politikalarında Yeni Milat: 7552 Sayılı İklim Kanunu ve Sürdürülebilir Gelecek Projeksiyonları
- Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) Mevzuat Yapısı, Kurumsal İşlevleri ve İşgücü Piyasası Politikaları Üzerine Kapsamlı Araştırma Raporu – 3424
- 5510 Sayılı Kanun ve İkincil Mevzuat Işığında Sigortalılık Statüleri, Denetim Stratejileri ve 2025 Yılı Perspektifinde Hukuki-Mali Yaptırımlar: Kapsamlı Bir İnceleme
- Türk Hukuk Sisteminin Dijital ve Algoritmik Dönüşümü: MevzuatGPT Perspektifi, Sektörel Entegrasyon ve Geleceğin Yasal Altyapısı Üzerine Kapsamlı Araştırma Raporu – 12524
- Yapay Zeka ile Mevzuat Dili Dönüşümü: Teknik Altyapı, Yurttaş Odaklı Erişim ve Yerli Dil Modelleri – 756121
5510 Sayılı Kanun ve İkincil Mevzuat Işığında Sigortalılık Statüleri, Denetim Stratejileri ve 2025 Yılı Perspektifinde Hukuki-Mali Yaptırımlar: Kapsamlı Bir İnceleme
Ana Sayfa: Mevzuat GPT
